20 Mayıs 2012 Pazar

The Avengers: iyiydi hoştu lakin pek boştu


The Avengers, daha öngösterimlerinde aldığı oylarla beraber hemen IMDB’nin en iyi 250 filmi arasına girince beklentiler tavan yaptı. Sadece alelade seyirciler değil, kritikler de genelde filmden övgüyle bahsediyorlardı. Hal böyleyken filme dair “fırsat olursa gideriz” olan hissiyat ivedilikle “mutlaka görmek gerek!”e dönüştü tabi.

Ve filmden alınabilecek hiç bir zevkten mahrum kalınmamalıydı. Nethekim ödevleri yapmak gerekiyordu. Filmin ödevi çoktu. Yanlış bilmiyorsam bu ödevlerin tümünü aralıksız izlemesi yedi buçuk saatten fazla sürüyor

Iron Man, Iron Man 2, The Incredible Hulk, Captain America ve Thor filmleriydi ödevim ve ben ilk dördünü evvelden izleyip bitirmiştim ne mutlu ki. Bir tek Thor kalmıştı izlemediğim. Kalamazdı. Filmden azami zevk almak gerekiyordu. İnternetler sağolsun onu da izledik bir gece vakti, eksiğimiz gediğimiz kalmadı. Ödevler bitmis, sıra karne almaya gelmişti

Gelgelelim karnemin bana olan mükafatı tüm yaz dağ bayır demeden coşkuyla sürülecek bir bisiklet değil de okuldan eve dönerken yol üstündeki dondurmacıdan alınan, hızla miğdeye indirilip, 2 saat sonra tadı bile hatırlanmayan bir dondurma ayarında oldu

The Avengers’i gördüğüme pişman mıyım? Tabi ki değilim. Gayet de eğlenceli bir seyirlikti. “Güldük eğlendik”. Senaryosu oldukça tutarlıydı, gediksizdi. Aksiyonu doyurucuydu. 3D mevzusu da gayet iyiydi. 3D film bileti için ekstra ücret ödeyip filmi filtreler arkasından seyrettiğime değdi; ki evet daha önceki pekçok 3D rezaletinin ardından hafife alınabilecek bir başarı değil.


Peki benim sorunum ne ahbap? Sorunum sorum şu dostum: eee?

Eee’si yok işte. Bu kadar. The Avengers’ın bu genelgeçer övgülerin üzerine eklenecek başka hiçbir niteliği yok ne yazık ki. Olur da ileride çok sıkıldığım çok boş olduğum bir an çat diye karşıma çıkmadıktan sonra tekrar izlemeye itecek hiçbir özelliği yok

Senaryo? Fazlasıyla yüzeysel, derinlik namevcut. Gayet sürprissiz ve yaratıcılıktan uzak bir şekilde aktı gitti film boyu.

Oyunculuklar? “eh işte”den yukarı çıkabileni yoktu.

Görsellik? Orijinal bir tarafı yoktu.

Müzik? Filmde müzik mi vardı? Hiç farketmemişim..

Kaldı ki ödevi (lead-in) olan filmlerden Iron Man’ler, özellikle de ilk Iron Man, bile The Avengers’dan çok daha iyi işlerdi. Aslında “bile” çok yanlış bir kelime tercihi burada. Her ne kadar durum itibariyle The Avengers’ın ödevi konumunda olsa da Iron Man başlı başına kalifiye, tekrar tekrar seyredilebilirliği olan film gibi bir film. The Avengers’ı ise 5 yıl sonra pek kimse hatırlamayacak

Bu filmi IMDB TOP 250 listesine sokabilen çoğunlukla (her ne kadarı stüdyolar tarafından kiralanmış “oycu”lar ve iyi filmin i’sinden habersiz çoluk çocuk olsalar da) aynı dönemde aynı filmleri seyrettiğim ve onların görüşü geçer akçe olduğu için sinirlenmiyorum desem yalan olur, çook yalan olur. Ve bu çoluk çocuk bu filmi yere göğe sığdıramazken; olur da Godfather gibi bir sinema mucizesinin adını anarsanız onun ne kadar kötü ne kadar sıkıcı bir film olduğundan, sadece kendilerinin değil “ark”larının hiçbirinin de görmeye dayanamadığından vs.. bahsediyorlar. İnsan 30una gelmeden nasıl huysuz ihtiyara dönüşürmüş bizzat tecrübe ediyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder